Jane Delaford Taylor

Geçen ay İstanbul seyahatimde Keşkesiz Doğum Ekibi ile bir Suya Doğuma, doula olarak katılma şansını yakaladım. “Keşkesiz Doğum Anlatılmaz, Yaşanır.” diye bir mottoları var. İşte o gün, bu Keşkesiz Doğuma şahit oldum ve şimdi o ortamı ve yaşananları nasıl aktaracağımı bilemiyorum.

Fakat şunu biliyorum ki, o gün her şey yerli yerinde ve tam olması gerektiği gibiydi. Bu doğum ekibindeki herkes, Doğum Psikoloğu Neşe Karabekir, Doktor Hakan Çoker ve Ebe Serpil Varlık, gebenin ve eşinin tercihlerini gözeterek doğuma katılıyorlardı. Keşkesiz Doğum Ekibi’nden bu güveni ve desteği alan gebe ve eşi doğumu çok güzel ilerlettiler. Anne, baba ve bebek, Keşkesiz Doğum Ekibi ile ahenk içinde doğum yolculuğunu tamamladılar.

Bu doğum yolculuğu oldukça yoğun dalgalarla başlamıştı. Gebe, hastane odasının loş ışığında gözleri kapalı şekilde bebeğinin doğumuna odaklanmış, üst üste gelen dalgaları karşılıyordu. Ortamın sessizliğini bozmadan küçük adımlarla, sakin bir tonla ilerliyorduk hepimiz. Gerekli olduğu kadar konuşuyor, gebe ve eşi soru sordukça yanıtlıyor, destek istedikçe destek veriyorduk. Ne eksik ne fazla, her şey çok kararındaydı.

Serpil Ebe gebeyi o kadar hassasiyetle gözlemliyordu ki, hangi noktada nasıl ve ne kadar destek vereceğini çok iyi biliyordu. Doğumda annenin ve bebeğin önüne geçmeden onlara destek veriyor, gebenin ve eşinin alanını korumaya büyük özen gösteriyordu.

Doğumun bütün kritik anlarında ebe, doktor ve doğum psikoloğu ile haberleşiyor, hangi aşamada ne yapılmasının faydalı olabileceğini konuşuyorlardı. Doktor Hakan Çoker, doğumun güvencesi olarak varlığını hissettiriyordu. Doğuma inanıyordu, zamana saygı gösteriyor ve bekliyordu.

Doğum Psikoloğu Neşe Karabekir gebenin, eşinin ve ekibin nabzını tutuyor, gebenin arzuladığı atmosferin sağlanması için sihirli dokunuşlar yapıyordu. O gün orada bulunan herkesin doğumdan keşkesiz çıkması için sığınağımız ve dayanağımız oldu.

Gebenin doğum tercihleri arasında, doğumda suyun rahatlatıcı etkisinden faydalanmak için doğum havuzunu kullanmak ve eğer mümkün olursa suya doğum yapmak vardı. Doğumun ilerleyen saatlerinde, dalgaların getirdiği hissi ve yorgunluğu azaltmak için doğum havuzu hazırlandı. Böylece gebe doğum dalgalarını suyun içinde karşılamaya başladı. Su, kısa zamanda gebenin vücudunu iyice rahatlattı, kaslarını gevşetti. Ve doğum su gibi aktı. Bebekleri tam istedikleri şekilde, ana rahminden dünyaya yumuşak bir geçiş yaptı, suya doğdu.

Bir cevap yazın