İlk uçak yolculuğumu 4 aylıkken yapmışım. Annem ve babam ağlamalarımla uçağı birbirine kattığımı anlatır dururlardı. Uçaktaki yolcular ağlamamı dindirebilmek için seferber olmuşlar. Ne kadar huysuz ve dur durak bilmeyen bir bebekmişim. (?)Bu anlatı böyle başka konularla bağlantılandırılıp devam eder giderdi.Ta ki Ali Barış’a hamile kalana kadar…

Hamilelikten doğuma kadar olan süreçte yaptığımız fiziksel ve psikolojik hazırlıklar kendi bebekliğimle barışık olmamı sağladı, diyebilirim. (bu hazırlıkları başka bir yazıda daha ayrıntılı bir şekilde ele almayı düşünüyorum.)
Bir de Ali Barış 9 aylıkken başka bir ülkede yaşamayı denemeye karar verince, benim için işler farklı bir boyut kazanmış oldu. İstanbul’dan Eindhoven’a taşınacaktık ve bebeğimle birlikte her ay eğitim (Doğuma Hazırlık Eğitmenliği ve Doulalık Eğitimi) için İstanbul-Amsterdam hattında uçakla yolculuk yapacaktım.
Uçakta bebekle seyahati araştırmaya başladığımda bu konuda çok fazla kaynak bulunmadığını farkettiğimde deneyimlerimi aktarmamın faydalı olabileceğini düşündüm.

SABAH SAATLERİNDE YOLCULUK YAPMAK

Uzun mesafeli uçuşları hariç tutarsak, sabah saatlerindeki seferleri seçmek yolculuğu hem ebeveyn hem de bebek açısından önemli ölçüde kolaylaştırabilir.

Bebekler sabah saatlerinde genellikle daha dingin ve huzurlu oluyorlar. Bunu ilk defa İstanbul içinde Anadolu-Avrupa yakası eksenli trafikli yolculuklarda farketmiştim. Sabah koltuğuna yayılıp yolculuk boyu uyuklayan bebek, akşama doğru yorgunluk ve uyku halinin getirdiği modla koltuğunda durmuyor, bol molalı emzirmeli dönüşler yapmak zorunda kalıyorduk.
Buna benzer bir durumu kışın yaptığım uçak yolculuklarında da yaşamaya başladım. İstanbul-Amsterdam uçuşu sabah saatlerinde gerçekleşirken bebeğim yolculuğun yarısını uyuyarak yarısını da gayet keyifli bir şekilde oyalanarak geçiriyor. Amsterdam-İstanbul uçuşundaki moda gelince, iniş saati akşama denk geldiği için, uçuşu sabah uykusuna denk getirme şansım olamayınca bendeki ve bebekteki artan yorgunluk işimi biraz daha zorlaştırıyor.

KOLTUK SEÇİMİNİ ERKEN YAPMAK

Uçak bileti aldığımda koltuk seçimini yapmak için ilgili havayolunun çağrı merkezini arıyorum. Böylelikle ön koltuklarda ve cam kenarında seyahat etmiş oluyorum.*

Buna ilaveten, çağrı merkezi görevlileri acil çıkış kapılarının bulunduğu noktaları bazen bilemeyebiliyorlar. Bir seferinde bagaj teslimde koltuğumun acil çıkış noktasinda bulunduğu icin değiştirildiğini öğrenmiş oldum.
(*Çağrı merkezi görevlisi bagaj teslimde kontuarda bebeğimle seyahat ettiğim bilgisini verdiğimde -eğer mümkünse- daha ön sıralardan bir koltuk ayarlanabilme ihtimalinden bahsetmişti.)

HIZLI GEÇİŞ NOKTALARINI ÖĞRENMEK

Amsterdam’dan İstanbul’a yaptığım ilk yolculuk sonrası havalimanında pasaport sırasında bir saate yakın bir süre beklediğimde, benim gibi bebeğiyle yolculuk yapan arkadaşlarıma danıştım. Fast Track diye bir hızlı geçiş sisteminden bahsettiler. Fast track iç ve dış hatlarda pasaport kontrol noktalarında beklemeden geçiş yapmanızı sağlayan bir hizmet sunuyor. Web sitesi üzerinden iletişim bilgilerimi girip bir fast track hizmeti satın alıyorum ve cep telefonuma kısa mesajla bir kod ve kare kod linki gönderiliyor. Fast track noktasındaki görevliye bu kodu göstererek özel pasaport kontrol noktasından beklemeden geçiş yapıyoruz. (Dilerseniz Fast track’in özel lounge hizmetleri de var. ) (Pegasus’un web sitesinde fast trackle ilgili bilgilere denk geldim)
Fast track web sitesinde detaylı bilgi bulmakta zorlandığımda satış sayfasındaki “Satış hizmet sözleşmesi”ni incelediğimde ayrıntılara ulaşabildim. *Bu yazıyı hazırlarken doğru bilgi verebilmek için baktığımda havaalanı kontrol noktasında da hızlı geçiş yapabileceğimizi farkettim.

*Fasttrack’ten aldığınız kodu ilk satın aldığınız günden itibaren 90 gün içerisinde ikinci kez kullanabiliyorsunuz.

BÖLMELİ ORTA BOY BİR BEBEK ÇANTASI

Bebeğimin eşyalarını bulmada kolaylık olması açısından içten iki ana bölme ve iki küçük bölmeden oluşan, dıştan iki fermuarlı bölümü olan orta boy bir bebek çantası almıştım. Bebek çantasının içini yolculuğun uzunluğu ve hava durumunu da göz önünde bulundurarak mümkün olduğunca sade tutmaya özen gösteriyorum. Bebeğimin montu, örtüsü gibi yer kaplayan şeyleri kola takılan ayrı küçük bir bez çantaya koyuyorum. Bu bez çantayı montumla birlikte kabin dolaplarına yerleştirmek yerden tasarruf etmeyi sağlıyor.

BEBEĞİ OYALAMAK

Bebeğimin sevdiği oyuncakları (müzikli kitaplar, sallayabileceği ses çıkaran canlı renkte şeyler), diş kaşıyacağını, su biberonunu, sevdiği ufak taneli yemesi kolay meyveleri yanıma alıyorum.

Su biberonunun kapaklı ve ters çevrildiğinde akıtmaz bir biberon olması faydalı. Biberonu kilitli bir poşete koyuyorum.* Güvenlik kontrol noktasında biberonu çantamdan çıkarıp ayrı bir kutuda geçirmemi istedikleri oldu.

Bebeğim sıkıldığı zamanlarda ortam da nispeten sıcaksa ayaklarındaki çorapları çıkarıp onun rahatlamasını ve ayaklarıyla oynamasını oyalanmasını sağlıyorum.

Uçaktaki güvenlik kartları ve dergiler, koltuk arkası tepsileri de bebeğimin favorileri arasında 🙂

ORTAM ISISINA GÖRE GİYİNMEK

Yanımda küçük bir ısı-nem ölçer taşıyorum. Girdiğimiz ortamın sıcaklığını bilmek bebeğimi çok sıkı giydirip terletmemi engellemiş oluyor. Şu ana kadarki yolculuklarımızı kış-ilkbahar döneminde yaptığımız için uçağın kabin ısısı 21 derecenin altına hiç düşmedi. Bebeğim uçak içinde bir pamuklu tulum ve üstüne ince bir yelekle seyahat etti.
Yolculuk başlangıç noktamıza göre kat kat giydirip terminal içi sıcaklığına göre giysi katını azaltarak devam ettim. Mesela Sabiha Gökçen Havalimanı’nın uçağa biniş kapı bölümünün bazı zamanlar 24 dereceyi bulduğunu gözlemledim. Özellikle bu alanlarda beklerken bebeğimin mont, hırka vs gibi kalın kıyafetlerini çıkardım. Uçak içinde kucağımda seyahat ettiği için bebeğim uyuduğu zamanlarda benim vücut sıcaklığımla da sıcaklamasın diye ince bir pamuklu battaniye ile üstünü örttüm.

BEBEK ARABASININ KOLAY TAŞINABİLİR VE KATLANABİLİR OLMASI

Bebek arabası seçerken arabamızın bagajına sığacak büyüklükte, tek parça, kolay açılıp kapanabilir, altında fileli bir bölme bulunan hafif bir model seçmiştik. Uçak yolculuklarında da bu seçimin ne kadar isabetli olduğunu deneyimlemiş oldum.

Bebek çantasının kolay taşınabilmesi için bebek arabasının iki koluna takılan cırt cırtlı aparatlardan almıştık. Bebek çantasını aparatlara takıp taşıdığımızda bebek arabasının altındaki alana da rüzgarlık, şemsiye, küçük bir valiz gibi başka eşyalar koyma imkanı doğuyor. Aparatları açıp kapatarak bebeğimin sıkıldığı durumlarda ilgisini çektiğimi de not edeyim.
Ayrıca bebek arabasını kapatırken rüzgarlığı sığdırmakta zorluk çektiğim için, taşımada kolaylık olsun diye, rüzgarlığı yer kaplamayan bez bir çantaya koyup arabayı katladıktan sonra arabaya bağlıyorum.

BABY WEARING

Amsterdam Havalimanında bebeğini sling veya kanguruda taşıyan birçok ebeveyn gördüm ve onlara çok özendim. Çünkü iç mekanlarda çabuk sıcaklayıp terlediğim için seyahatlerde bebeğimi giyerek taşıyamıyorum.

Arkadaşlarımdan da uçak seyahatinde baby wearing ile bebeğini rahat ettiren ve yolculuğu daha huzurlu geçirenler olduğunu biliyorum.Bir yaş altı bebekler ve ebeveynleri için baby wearing yolculuğu bir kat daha rahatlatıyor.

UÇUŞ ÖNCESİ BEBEĞİN BAKIMININ YAPILMASI

Bagaj teslimini yaptıktan sonra eşimle havalimanındaki bebek bakımı odalarında birlikte bebeğimizin altını değiştiriyoruz. Uçak seyahatim 3-4 saati geçmediği için henüz uçak içinde bebek altı değiştirmeye dair bir deneyimim olmadı.

Bebeğimizin uçuş öncesi burnunun tıkanık olmamasına dikkat ediyoruz. Yolculuk öncesi serum fizyolojik damlatılıp temizliyoruz.

GÖREVLİLERDEN VEYA YOLCULARDAN YARDIM İSTEMEK

Bebekle seyahat ederken yardım istemekten çekinmemeyi öğrendim. Yolcular veya görevliler seve seve yardımcı oluyorlar. Hele yolcular yardımcı olduğunda benim yüküm biraz daha hafifliyor, rahatlıyorum, bebeğim de daha huzurlu oluyor. Onlar da yardım etmiş olmanın verdiği mutluluk yanında huzurlu bir yolculuk yapıyorlar.

Güvenlik kontrol noktalarında bebek arabasını katlarken bebeğimi tutması için görevlilerden yardım istiyorum. Görevliler müsait değilse gelen yolculardan gönüllü olanlar da çok oluyor.

Uçağın inişi sonrasında bebek arabasını poşetten çıkarıp açmam gerekiyor, bu noktada da etraftaki görevliler veya yolcular yardımcı oluyorlar.

Eğer iniş sonrası uçaktan terminale otobüsle aktarma yapılacaksa otobüse en son biniyorum ve yer açmaları için sesli bir şekilde ricada bulunuyorum. Hem otobüse binerken hem de otobüs içinde bebeğimi oyalarken çok yardımcı oluyorlar.

İstanbul’a gelişlerimizden birinde havalimanındaki asansör bozulduğunda bebek arabasıyla yürüyen merdivene binmemiz gerekmişti. Bebekleriyle seyahat eden Faslı bir aile -bizim derdimiz başımızı aşkın vs demeyip ben rica etmeden- yardımcı olmuştu.

Amsterdam Schipol havalimanında yoğunluk olduğu günlere denk geldiğimde pasaport kontrol noktasından daha hızlı geçmem için kolaylık sağladıkları oldu. Yardım istemenin ve sormanın her zaman faydasını gördüm.

BEBEK ARABASININ TAŞINMASI

Uçağa binişin körüklü olduğu durumlarda işim oldukça kolaylaşıyor. Bebek arabasını uçak kapısının yakınında görevlilerin gösterdiği yere üstünde poşeti ile bırakıyorum. Her uçuşta bebek arabasını bagaja verip vermeyeceklerini sormakta fayda görüyorum. Çünkü bir seferinde Amsterdam’da bebek arabası bagaja verildiği için 10 kg ağırlığındaki bebeğimi sırtımda çanta ile bagaj teslime kadar kucakta taşımak zorunda kaldım.

Bu deneyimden sonra kabin görevlilerine iniş sonrasında bebek arabasının bagaja verilmesi durumunda zorluk çekeceğimi belirtiyorum. Körük olması durumunda körüğe, körük yoksa aşağıda uçağın yanına bırakıyorlar.

BEBEĞİ KALKIŞ VE İNİŞTE EMZİRMEK / SU İCİRMEK / YUTKUNMASINI SAĞLAMAK

Bir bebek uçakta ağlıyorsa bebek için neler ters gidiyor olabilir ?

Bu konuda en çok duyduğum şey bebeklerin kalkış ve inişte basınç farkından kaynaklı olarak kulaklarının ağrıyabileceği ve bundan dolayı ani şekilde ağlamaya başladıklarıydı. Bunu öğrenince anneme beni uçuşta emzirip emzirmediğini sordum. Yıl 1981, Erzurum-İstanbul uçuşu, cevabı az çok tahmin edebilirsiniz. Bütün yolculuk boyunca annemin aklına beni emzirmek gelmemişti. Ağlarken ya açtım, ya uykum vardı ya da kulağım basınç farkından dolayı ağrımıştı. Bu konuyu anne babamla konuşunca bana hak verdiler ve artık başta anlattığım hikaye anlatılmaz oldu.
Bebektim, ihtiyaçlarım vardı ve kendimi ifade etmenin tek yolu ağlamaktı. Bebekler ihtiyaçları olduğunda ağlarlar, ağlarlarmış ve hep ağlayacaklar. Bunu en başından kabul ettiğimde bebekle yolculuk hakkındaki en büyük endişelerimden birini bertaraf etmiş oldum.
Şimdi bebeğim ağladığında kendime sürekli bunu telkin ediyorum. “Bebeğimin bir ihtiyacı var, ya aç, ya uykusu var..”

Bir cevap yazın